Archive for the ‘Vitaminler’ Category
Ülkemizde bahar aylarını yaşadıgımız şu günlerde havuç mevsimi Yaklaşmaktadır. Havuçta bulunan A vitamini Göz sağlıgı açısından fazla miktarda onemlidir. Gerek havuç suyu gerekse Salatalarınızda kullandıgınız havuçlar vucut direncininde artmasına katkıda bulunacaktır. Unutmamanız gereken nokta ise Havuç suyunun taze sıkılmış olmasıdır. sıkılmış olarak bekleyen havuç suyu vitamin değerlerini büyük ölçüde kaybeder.
İSTANBUL – Anadolu Sağlık Merkezi Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Birsel Kavaklı, özellikle hamilelerin, sigara kullananların, yaşlıların ve vejetaryenlerin vitamine ihtiyaç duyduklarını dile getirdiklerini belirtti.
Vitaminlerin, birçok fizyolojik olayda anahtar rol üstlenen moleküller olduğuna işaret eden Kavaklı, insan vücudu tarafından sentezlenemedikleri için besinlerden sağlanması gerektiğini ifade etti. Kavaklı, sağlıklı bireylerde gıdalara ek olarak vitamin almaya gerek olmadığını, ancak vitamin ihtiyacını artıracak durumlar veya eksikliğinin saptandığı olgularda, vitamin verilmesi gerektiğini, sürekli vitamin alınmasının ise doğru olmadığını kaydetti.
Read the rest of this entry »
İSTANBUL – D Vitamininin sağlıklı dişler ve kemikler için kalsiyum kadar gerekli olduğunu belirten Plusdent Diş Kliniği Diş Hekimi Mehmet Zahid Kazandı D Vitaminin en önemli kaynağının ise güneş olduğunu söylüyor.
D vitamini kemik ve dişlerin oluşup şekillenmesinde vazgeçilmez bir vitamindir. Vücudun D vitamini gereksiniminin ise büyük ölçüde güneş tarafından sağlandığını belirten Diş Hekimi Mehmet Zahid Kazandı güneş ışınlarından yeteri kadar yararlanmanın sağlıklı dişler ve kemikler için önemli oluğunu vurguluyor.
D Vitamini ve kalsiyum kemik kaybını önler ve iltihapları azaltır. Periodontal hastalığın fark edilebilir bir göstergesinin ise itihap olduğunun altını çizen Diş Hekimi Mehmet Kazandı özellikle Vitamin D ve kalsiyum eksikliği bulunan kişilerin periodontal hastalığa yakalanma riskinin arttığını belirtiyor.
Read the rest of this entry »
LONDRA – İngiltere’deki Kanser Araştırma Vakfı ise yapılan başka çalışmaların, yüksek dozda C vitamininin kanser tedavisine zarar verebileceğini ortaya koyduğunu hatırlatıyor. İngiltere Kanser Araştırma Merkezi, yüksek C vitamini dozunun kanser tedavisini olumsuz etkileyebileceği üzerine başka çalışmaların olduğuna dikkat çekti. ABD’deki Maryland Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından fareler üzerinde yapılan araştırma sonunda vitaminin laboratuvarda kanser hücrelerini öldürebildiği gözlemlenmişti.
Sonuçları Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi’nin (Proceedings of the National Academy of Sciences) dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, beyin, yumurtalık ve pankreas tümörlerini yarı boyutlarına indiren vitamin iğnesi, farelerdeki tümörlerin yüzde 41 ila yüzde 53 oranında küçülmesini sağlamış.
Fareler üzerindeki bu başarılı testlerden yola çıkarak, aynı tedavinin insanlar üzerinde de yapılabileceğini öneriyorlar.
Read the rest of this entry »
İSTANBUL – İngiltere’deki Kanser Araştırma Vakfı ise yapılan başka çalışmaların, yüksek dozda C vitamininin kanser tedavisine zarar verebileceğini ortaya koyduğunu hatırlatıyor. İngiltere Kanser Araştırma Merkezi, yüksek C vitamini dozunun kanser tedavisini olumsuz etkileyebileceği üzerine başka çalışmaların olduğuna dikkat çekti. ABD’deki Maryland Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından fareler üzerinde yapılan araştırma sonunda vitaminin laboratuvarda kanser hücrelerini öldürebildiği gözlemlenmişti.
ANKARA – ODTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim görevlisi Dr. Uğur Göğüş’ün, son yıllarda dünya genelinde görülme sıklığı artan çeşitli kanser türlerinden korunma ve tedavi sürecinde tüketilmesi faydalı olan besinlerle ilgili “Kansere Karşı Gıda Rehberi” isimli kitabı çıktı.
Dr. Uğur Göğüş, Pehlivan Yayınlarından piyasaya sürülen kitabında, kansere doğrudan etkisi olan gıdalar, beslenme türünün kanserle ilişkisi, seçilecek gıdaların tüketilmesi ile kanserden korunma yolları ve tedavi sürecinde hangi yiyeceklerin tüketilmesi gerektiği gibi birçok konuya açıklık getiriyor.
Araştırmalara göre, kanser vakalarının yüzde 65’inin doğrudan alınan gıdalarla ve beslenme tipine bağlı geliştiğini belirten Göğüş, bunlarla birlikte sigara ve alkol tüketimi ile hareketsiz yaşam biçiminin benimsenmesinin bu oranı yüzde 85’e çıkardığını bildirdi.
Kanserden korunmada ve zararlı oksidanların dışarı atılması için antioksidan tabletlerin kullanılması ya da bundan zengin asidik ve narenciye meyvelerin tüketilmesini öneren Göğüş, antioksidan kullanılırken B ve C vitaminlerinin tercih edilmesini, karaciğer ve böbrekte yağlanmaya neden olduğu için A ve E vitaminlerinden uzak durulmasını öneriyor.
KANSERE YAKALANMADAKİ RİSK FAKTÖRLERİ
Göğüş, hareketsiz yaşam biçimi, sigara ve alkol tüketimi, yağlı kırmızı et ve et ürünleri, yağlı kanatlı et ve et ürünlerinin yenilmesi, fazla yağlı gıda tüketimi, unlu mamullerin alınması, yemeklerde fazla tuz kullanılması, sebze, meyve, baklagil, su ve tam buğday gıdalarının tüketimine önem verilmemesinin kansere yakalanma riskini artırdığını belirtti.
Kansere karşı mücadelede bağışıklık sisteminin kuvvetli olmasının en önemli silah olduğuna dikkati çeken Göğüş, bağışıklık sisteminin güçlenmesi için bol antioksidan alınması gerektiğini vurguladı.
SOYA PROTEİNLERİ VE LİFLİ GIDALARIN KANSERE ETKİSİ
Göğüş’ün, kitabında yer verdiği bilgilere göre, soya fasulyesi ve soyalı ürünlerde bulunan soya proteinler, hayvansal proteinlerin kalitesine yakın bitkisel protein grubunu oluşturuyor ve içindeki “daidzein” ve “genistein” maddeleri özellikle prostat ve göğüs kanseri riskini azaltıyor, kontrol altına alıyor.
Brokoli, karnabahar, beyaz lahana gibi iç içe yapraklı, dallı ve köklü sebzeler de içindeki “isotiyonat” adlı maddenin etkisiyle kanser oluşumunu engelliyor. Bu madde, en çok brokolide bulunuyor.
ÇANAKKALE – Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Su Ürünleri Fakültesi Avlama ve İşleme Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nermin Berik, balık ve diğer deniz ürünlerinin, insanlık tarihi boyunca başlıca besin kaynaklarından olduğunu, insanların yerleşik düzene geçmeden önce bile kolay elde edilebildiği için balık ve diğer deniz ürünlerinin en çok tüketilen besinler arasında yer aldığını belirtti.
Su ürünlerinin besin bileşimleri bakımından insanın gereksinim duyabileceği tüm maddeleri içerdiğini bildiren Yrd. Doç. Dr. Berik, bu “muhteşem maddeleri” alan ve hareketli bir yaşam süren insanın sağlam bir zihin ve vücuda sahip olacağını söyledi.
Yrd. Doç. Dr. Berik, su ürünlerinin gıda olarak iyi ve kaliteli protein kaynakları arasında yer aldığını, yüzde 18-25 oranında protein içerdiğini belirterek, “Su ürünlerinin içerdiği protein biyolojik olarak değerlidir ve her besindeki protein içeriğinde bulunmayan insan için elzem amino asitleri ideal oranlarda içerir” dedi.
A, K VE D VİTAMİNİ DEPOSU
Balık etinin, kemik gelişiminde, gözün farklı ışıklara uyum sağlaması ve görebilmesinde, vücudun bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde önemli rolü olan A vitamini; kalsiyumun kemiklere yerleşmesi, kemik sağlığı ve gelişiminde görevli olan D vitamini ve özellikle kanın akışkanlığında görevli K vitamini bakımından oldukça zengin olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Nermin Berik, şunları söyledi:
“Haftada üç kez düzenli balık ve diğer su ürünlerinden tüketme vücudun tüm gereksinimi karşılıyor, her gün tüketmenin ise bir zararı olmuyor. Balık etinin yağ içeriğini temel olarak uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitleri oluşturur. Bu yağ asitleri göz sağlığı, kanın akışkanlığı, beyin fonksiyonları, kalp krizi, kalp damar hastalıkları, damar sertliği, depresyon, migren, eklem romatizmaları, şeker hastalığı, yüksek kolesterol ve tansiyon ile kanser gibi pek çok hastalıktan korunmada önemli sağlık etkilerine sahiptir.”
“HALK SAĞLIĞINI KORUYACAK DOĞAL İLAÇ”
Yrd. Doç. Dr. Nermin Berik, söz konusu olumlu etkilerinin sağlanabilmesi için haftada en az 300 gram yağlı balık tüketiminin önerildiğini, uzmanların hamilelik ve emzirme döneminde olan kadınların anne ve çocuk sağlığı açısından haftada en az 3-4 kez balık tüketmesi gerektiğine işaret ettiğini kaydetti.
Halk sağlığını koruyacak başlıca doğal ilacın su ürünleri olduğunu vurgulayan Berik, bu ürünlerin bebeklerden, yaşlılara, hastalardan, sporculara, hamilelerden kısırlık tedavisi görenlere kadar herkesin sofrasında yer alabilecek koruyucu ve destekleyici ender gıdalar arasında bulunduğunu söyledi.
WASHINGTON – Karaciğer kanseri gibi hızlı gelişen kanserlerin, çevrelerindeki tüm oksijeni yakarak büyük enerji tükettikleri için yaşamlarını sürdürebilmeleri HIF-1 adı verilen proteine bağlı bulunuyor.
Yaklaşık 10 yıl önce ABD’li araştırmacılar tarafından keşfedilen bu protein, hücrelerde kullanıma hazır oksijeni dengeliyor. Ancak, bu protein serbest kökleri ve çok reaktif bir molekül olmadan faaliyet gösteremiyor. Serbest köklerinse yaşlanmada rol oynadığı sanılıyor.
C vitamini gibi antioksidanlar, bu serbest kökleri imha ediyor ve HIF-1’i nötralize ederek kanserli tümörün gelişimini engelliyor.
Kanserolog Profesör Dr Chi Dang ve ekibi, antioksidanların harekete geçirdiği bu mekanizma sayesinde, bunların tedavi edici etkilerinin azami düzeye ulaştırılabileceğini belirtiyorlar.
Yaklaşık 30 yıl önce Nobel Tıp Ödülü sahibi Dr Linus Pinus, ilk kez C vitamininin kanseri önleyici etkisi olabileceği görüşünü ileri sürmüştü.