Basur (Hemoroit)
Göden bağırsak ve anüsün varisleşmiş, şişmiş toplardamarlarının oluşturdukları şişlikler (hemoroid). İç-dış olarak iki türe ayrılırlar. Bunlar, üzerlerinde ince bir mukoza zarı bulunan küçük toplardamar kabartılarıdır. Bağırsak boşluğuna doğru büyümüşlerdir. Dış basurlar anüs büzücü kasının altında bulunurlar. Başlangıçta bunlar da genişlemiş toplardamarlardan oluşurlar. Ancak üzerleri, mukoza yerine deri tarafından örtülmüştür. Bazen içlerindeki toplardamar büzülür. Bu durumda basur boş bir deri keseciği haline gelir.
Basur insanlarda sık rastlanan bir hastalıktır. Genellikle her dört kişinin birinde, hayatın belirli bir devresinde bu rahatsızlık görülür. Basur oluşumuna yol açan en önemli etken, insanların iki ayak üzerinde yürümeleridir. Bu durumda ayaklardaki ve vücudun alt bölümündeki kan, kolayca kalbe dönmemekte ve daman zayıf bulduğu yerde, basıncıyla bir tür pırtlamaya yol açmaktadır.
Basurların çoğu kendiliğinden oluşur. Ancak başka bir hastalığın sonucunda beliren basurlar da vardır, örneğin gebelikte genişlemiş olan dölyatağı, bacaklardan dönen ve kalbe kan taşıyan damarlara basınç yaparak basur oluşumuna yol açabilir. Vücudun alt tarafından, bu arada kalın bağırsağın son bölümünden kalbe kan taşıyan damarlara baskı yapan diğer nedenler de basur oluşumuna yol açarlar. Bu nedenler arasında, dölyatağının, sidik torbasının ve göden bağırsağının çeşitli urları sayılabilir.
Basur en çok kanama ile ortaya çıkar. Kanamanın nedeni, kalın bağırsak boşluğundaki sertçe dışkı maddesinin basuru örten zarı incitmesidir. Kanama ilk olarak dışkılandığı zaman görülür. Dışkıda bulunan kanın koyu renkli olması, kanama noktasının sindirim kanalının daha üst bölümlerinde bulunduğunu gösterir.
Dış basurun yol açtığı şikayetlerin biri de kaşıntıdır. Ağrı da, özellikle içi kan pıhtısı ile tıkandığı için gereğince beslenemeyen basurlarda sık görülen bir şikayettir. Kaşıntının nedeni o bölgede meydana gelen bir egzama da olabilir.
Basurun anüsten dışarı doğru çıkması için belirli bir zamanın geçmesi gerekir. Dışkılama sırasında sürekli olarak dışarı doğru itilmeleri sonucu basurlar zamanla dışarı çıkarlar. Basur insanı hemen hekime gitmeye zorlayacak kadar büyük şikayetlere yol açabilir. Basurun şiddetli kanaması ya da içindeki toplardamarın tıkanması sonucu kangrenleşmesi, hemen hekime gidilmesini gerektiren başlıca durumlardır.
Basur gerekli muayene sonucu teşhis edildikten sonra, cerrahi yoldan ya da ilaçla tedavi edilir. İlaç tedavisi daha çok hafif vakalarda uygulanır. İlaçlar genellikle dışkı yumuşatıcılar ve ağrı giderici maddeler içeren kremler ya da fitillerdir. İç basurlar, bazen genişlemiş olan toplardamarların mentol, fenol gibi maddelerin şırınga edilmesi yoluyla büzülmeleri sağlanarak iyileştirilir.
Basurlar şiddetli belirtilere yol açmakta, ya da boyutları büyümekteyse cerrahi tedavi uygulanır. İç ve dış basurlar, tıp dilinde hemoroidektomi denen bir ameliyatla tedavi edilirler. Bu ameliyatta yerel ya da genel anestezi kullanılır. Yapılan işlem, kabaran bölümün kesilip atılmasından ibarettir. Hasta üç beş gün içinde taburcu edilir. Ameliyatı izleyen ilk iki gün içinde hasta biraz ağrı çeker. Ancak bu durum ağrı giderici ilaçların kullanılmasıyla yatıştırılır. Basurların yüzde doksanı ameliyattan sonra yeniden belirmez.
Lord ameliyatı denilen yeni bir işlem, basit olması ve kısa sürmesi nedeniyle son yıllarda sık sık uygulanmaktadır. Bu ameliyat, basur oluşumunda göden bağırsağın içindeki basıncın aşırı derecede çoğalmasının önemli bir rol oynadığı ve anüs halkasının gerekli aygıtlarla genişletilmesinin ileride basur oluşumunu engelleyeceği ilkesine dayanır. Ameliyat, her türlü basurun başarıyla tedavisinin en kesin yoludur.
No Responses to “Basur (Hemoroit)”
Please Wait
Leave a Reply