Ataksi

20Jun07
Ataksi

Vücudun dengesini sağlayamaması. Sarhoş bir adamın yürüyüşü iyi bir ataksi örneğidir. Normal bir kişide hareketler kolay ve uyumlu bir şekilde gerçekleşir. İnsanlar günlük hayatlarında, dolu bir çay bardağını dökmeden alıp kaldırabilir, giysilerinin düğmelerini hızla çözebilirler.

Bu hareketlerinin böyle bir şekilde yapılabilmesi için eklemlerden, deriden ve kaslardan beyne uzanan duyu sinirleri yollarının kesintisiz olması, beyincik ve bağlantılarının, iç kulağın ve denge sağlanmasında etken olan öbür beyin bölümlerinin normal bir şekilde çalışması gereklidir. Bu organlardan birinde bir bozukluk olursa ataksi meydana çıkar. Dengenin sağlanması için kas gücü ve görme yeteneği de gereklidir; fakat kaslardaki güçsüzlükler ve körlük büyük çapta bir ataksiye yol açmaz.

Hafif kol ataksileri, önce el yazısının çok değişken olması ve dolu bir çay bardağının dökülmeden taşmamasıyla kendini gösterir. Zamanla, insan giyinip soyunurken ve yemek yerken güçlük çeker. Hafif bacak ataksisi, kişinin ayakları arasında bir mesafe bırakmadan doğru bir çizgi üzerinde yürümesini güçleştirir. Zamanla, hasta yürürken göze çarpar bir şekilde sallanır, hatta düşebilir. Dönüşler kısa ve ani hareketlere bölünür ve bir süre sonra hasta yürüyemez.

Ataksiye yol açan nedenlerin başında «yaygın skleroz» adı verilen bir hastalık yer alır. Bu hastalık genç erişkinlerle kadınlarda erkeklerden daha çok görülür. Bu hastalıkta, merkezi sinir sisteminde sinir liflerini kaplayan normal zar (miyelin) yok olur. Bu durum tıp dilinde demiyelinizasyon adını alır. Bu hastalıkta beyincik de bozulan alanlar arasında yer aldığından, ataksi sık görülen belirtiler arasındadır.

Beyincikte gelişen urlar, bu alandaki kan dolaşımı yetersizlikleri, beyinciğin bozulmasına yol açan bazı hastalıklar başka ataksi nedenleridir. Meniere hastalığı, iç kulakta başlayan ve ataksiye yol açan bir bozukluktur. Bu hastalıkta baş dönmesi ve kulak çınlaması da görülür. Hasta zamanla sağır olabilir.

Tabes dorsalis omuriliğin duyu sinirlerinin geçtiği bölümlerde yerleşen bir hastalık olup, beyne, bacak ve bölümlerinin almış oldukları durumu bildiren liflerde görülür. Bu hastalar bacaklarına bakmadan yürümekte güçlük çekerler ve ataksi görülür.

Uyku ilacı olarak alınan barbituratlar, sara tedavisinde kullanılan fenitoin, kullanıldıkları süre içinde ataksiye yol açabilirler. Streptomisin, iç kulaktaki bazı noktalar üstündeki olumsuz etkisiyle ataksiye sebep olabilir.

Ataksiyi azaltmak için başvurulabilecek tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine çalışılmaktadır. Bazen fizik tedavi yararlı sonuçlar sağlamaktadır. Çeşitli ilaçlar, kurşun ağırlıklar, hasta bacağın derisinin soğutulması gibi henüz deney evresinde olan iyileştirme yöntemleri çok iyi sonuç vermemişlerdir.

 
 

3 Responses to “Ataksi”  

  1. 1 gülizar borlak

    Slm öncelikle ve herkese hayırlı şifalar diliyorum.Bende ilk oğlumu 16 yaşında kaybettim ataksi telanjektazi+ummın yetmezlik,ve şimdi diğer oğlum 10 yaşında ve aynı rahatsızlıktan bende herkes gibi bi ümit bekliyorum.Artık yürümesi iyice zorlaştı, inşallah hayırlı haberler bekliyoruz.SAYGILARIMLA……..

  2. 2 NİHAL AYDIN

    adım nihal 29.06.2007 kızıma ataksi telanjiektazi+ımmun yetmezliği tanısı kondu nasıl bir hastalık olduğunu bilmiyordum ama doktor anlattığı zaman dünya başıma yıkıldı.tedavisi yok deniliyor ama ben inanmıyorum tıb o kadar geliştiki bunun da tedavisi vardır.

  3. 3 gülenden ince

    Adım Gülenden İnce kızıma 1 yaşında ataksi telanjiektazi+ımmun yetmezliği tanısı kondu.9 yaşına kadar sallanarak yürüdü.zatürre oldu.Daha sonra hiç yürüyemedi.Şimdi 19 yaşında.30 kilo ve kucakta taşıyorum.Şimdi yüzünde ve ayaklarında yaralar çıkmaya başladı.Doktorlar çok yaşamaz diyor;fakat ben Allah’tan ümidimi kesmedim.Her ay Kayseri Erciyes Üniversitesine kontrole götürüyorum.

Posting Your Comment
Please Wait

Leave a Reply

There was an error with your comment, please try again.