Archive for Ocak, 2009
Tifüs
Bulaşıcı bir hastalık. Tarih boyunca büyük salgınlara neden olmuştur. Etkeni Rickettsia grubundan bir mikrop olup, hastalık vücutta hızla gelişir. İnsandan insana bitlerle bulaşır. Kolayca salgın haline dönüşür ve ölümlere yol açar.
Tıp tarihine geçmiş değişik adlarla anılan pek çok hastalığın aslında tifüs olduğu anlaşılmıştır. 1760′a kadar tifüs adı kullanılmamıştır. On yedi, on sekiz ve on dokuzuncu yüzyıllarda Avrupa’da birçok tifüs salgını olmuştur.
1846′da hastalık göçmenler aracılığıyla Kanada ve Amerika Birleşik Devletlerine taşınmıştır. Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında Rusya ve Batı Avrupa’da salgınlar görülmüştür, İkinci Dünya Savaşı sırasında özellikle Alman tutsak kamplarında yaygınlık kazanmıştır.
Hastalığın başlangıcında bilinç ve bellek bulanıklığı görülür. Bunun ardından şiddetli baş ağrısı ve ateş gelir. Hastalığın ilk haftasında derideki küçük kan damarlarında olan kanamalar deri döküntüsü gibi görünür. Hastalığın şiddetli türleri inmeye, sağırlığa, damar tıkanmasına ve kalbin bozulmasına neden olabilir.
Read the rest of this entry »
Bu durumda anormallik kalıtımsaldır. Hastalarda normal bir dişide bulunması gereken 46 XX kromozomu yerine, yalnızca 46 X kromozomu vardır. Dolayısıyla, bir X kromozomları eksiktir ve bu anormallik bir yumurtalık oluşum bozukluğuna yol açar.
Turner sendromu ya da yumurtalık gelişim bozukluğu, cüceliğe eklenmiş çeşitli oluşum bozuklukları bütünüyle nitelenir. Kötü oluşmuş ve yumurta oluşumuna varacak olgun folikül yapma yeteneğinden yoksun bir yumurtalık varlığına bağlıdır.
Bu oluşum bozukluğunun kökeni aydınlatılmıştır. Bir kromozom kusuruna bağlıdır. Hastanın kromozom yapısı (karyotip) incelendiğinde, taşıması gerektiği X kromozomlarından birinin eksik olduğu görülür. Normal bir dişinin kromozom formülünün 44 XX olduğu bilinmektedir. Turner sendromunda formül 46 X O’dır. Çocuk, doğduğunda belirgin olarak kızdır ve aile ancak ergenliğe doğru kaygılanmaya başlar. Gerçekten, yıllar geçmekte ve ergenlik olmamaktadır.
Read the rest of this entry »
Tifo
Salmonella typhi mikrobunun ye! açtığı bulaşıcı bir hastalık. Tifo, ya da bağırsak humması, hastalığa tutulmuş olan kişinin incebağırsağından kan yolu ile yayılarak başka organlara da yerleşir. Tifo yalnız insana özgü bir hastalıktır. İnsandan insana ağız yolu ile, hasta ya da sağlam taşıyıcıların dışkı veya sidiği ile pislenmiş yiyecek ve içeceklerle bulaşır. Tifoya çok benzeyen fakat daha hafif belirtiler veren paratifo hastalığına ise Salmonella paratyphinin A ve B türleri yol açar.
Tifo hastalığı mikrobun ağız yolu ile alınmasından aşağı yukarı on gün sonra başlar. Bu kuluçka döneminde mikroplar incebağırsak duvarında çoğalır ve lenf yollarına yayılırlar. Mikropların bağırsak çeperine iyice yerleşip kan yolu ile başka organlara taşınmasından sonra hastalık belirtilen görülmeye başlar. İlk belirtiler halsizlik, kesiklik, yavaş yavaş yükselen ateş. şiddetli baş ağrısı ve ürperti, karın ağrısı ve kabızlıktır.
İlk hafta sonunda hasta çok ateşlidir, zaman zaman sayıklar. Öksürük ve burun kanaması görülebilir. Bu sırada ince bağırsak yangıları artmıştır. Hastada çok şiddetli sulu sürgün vardır. Dışkı bezelye çorbası görünümündedir. Şiddetli su kaybı hastanın halsizliğini artırdığı gibi vücudun suyunun azalmasına neden olur.
Hastalık ikinci haftasında değişik organları da tutmaya başlar ve durum daha da kötüleşir. Bazen gövde ve karında soluk pembe bir döküntü göze çarpar, fakat birkaç günde kaybolur. Zatürre, menenjit ve öd kesesi spazmı gibi yan etkiler görülebilir. Karaciğer ve dalak yumuşar ve büyür, bu organların hastalığı yenme çabasında olan hücreleri kendilerini istilaya başlayan mikropları sararlar. Etkilenen bütün organlar hemen belirti vermeyebilirler; örneğin kemik ve eklemlerde aylarca sinsi bir gelişme olabilir. Bazen bu durum hastalığın iyileşmesinden sonra da görülür.
Read the rest of this entry »
lser Deri yüzeyinde veya mukozada oluşan, yüzeyde yayılma ve derine inme eğilimi gösteren yaralar. Ülsere fiziksel (donmalar, X ışınlarının etkisinde kalma vb. kimyasal (kostik maddeler) ve mikrop kökenli etkenler yol açabilir. Ülser, bazen muayene ile teşhis edilebileceği gibi bazen de teşhis için laboratuvar incelemeleri (ülserli yüzeyin salgısındaki mikropların araştırılması, biyopsi vb.) gerekir. Ülserin iyileşmesinden sonra yaranın şekline göre bir iz kalır.
1- Mide onikiparmak bağırsağı ülseri: Mide ülseri mideden başka onikiparmak bağırsağı mukozasını da etkileyebilir. Hem mide, hem de onikiparmak bağırsağında belirtiler görülür.
2- Bağırsak ülseri: İnce bağırsağın son bölümünde oluşan ve mideonikiparmak bağırsağı ülseri belirtileri gösteren ülser. Bağırsak ülseri mide özsuyunun bağırsak mukozasına etkisi sonucunda oluşur. Tedavi için Ameliyat gereklidir.
3- Varisli ülser: Bir ayakta varis damarının genişlemesi sonucunda derinin yeteri kadar beslenememesi sonucunda oluşan mavimsi ülserler. Tedavisi varisin tedavi edilmesine dayanır.
4- Saydam tabaka ülseri: Travma veya virüs kökenli bir ülserdir. Saydam tabakada oluşan ülser yayılarak irisi ve kirpikleri de etkileyebilir.
5- Onikiparmak Bağırsağı Ülseri
6- Mide Ülseri
Uyurgezerlik (Somnambulizm)
Uykunun başlangıcından sonraki ilk saatlerde, yaklaşık 10 dakika süreyli ortaya çıkar. Bu sırada hastanın uyandırılması güçtür ve tabloya hatırlayamama eşlik etmektedir. Tam bilinçli değildir, nöbet kısadır.
Genellikle çocuklarda olur, yetişkinlerde nadirdir. Uyurgezerlik nöbetleri ağır değilse ilaçtan kaçınılır. Diazemin faydası olur. Ayrıca entidepresanlar da kullanılabilir. Hastanın nöbetin geldiği saatten önce uyandırılması da yararlı olabilmektedir.
Kişi uyurgezerlik sırasında tehlikeli girişimlerde bulunabileceğinden yaralanmayı önlemek için pencereye korkuluk konmalı ve kapı açılması zorlaştırılmalıdır.
Yağmurun Romatizmaya Etkisi
Romatizma veya benzer eklem rahatsızlıkları olanlar hava şartları değiştiğinde kemiklerinde ve eklem yerlerinde ağrılarının arttığından şikayetçi olurlar. Hava durumundaki değişikliklerin bazı kronik hastalıkları etkilemesi 2400 yıl önce tıbbın babası Hipokrat’ın da ilgisini çekmiş ve bu konuda bazı çalışmalar yapmıştır.
Değişen hava şartlarında veya yağmur yağacağı zaman hastaların duyduğu ağrı, kesinlikle psikolojik değildir ama doktorlar da bu konuda bir görüş birliğine varmış değillerdir. Hastaların şikayetçi oldukları hava şartlan da çok çeşitli ve birbirleriyle çelişkilidirler.
Romatizma, en çok kol ve bacak eklemlerinde, sırt ve boyun kaslarında ya da vücudun başka bölgelerinde kendini gösteren, ağrı ve sızıları tanımlamak için kullanılan genel ve belirsiz bir terimdir.
Tedavide hastalığın özüne inilmek istenilir ama hasta için öncelik ağrının giderilmesindedir. 1950 yılından sonra gerçekleştirilen çalışmalar sayesinde romatizmanın anatomik ve klinik biçimleri sınıflandırılmış ve o zamana kadar pek etkin olmayan tedavide ilerlemeler görülmüştür.
Romatizma hastalarının şikayetçi oldukları hava şartlan değişiktir. Bir kısmı hava değişmeden önce ağrıları hissettiklerini, bir çeşit hava tahmini yapabildiklerini söylerlerken bir kısmı da hava değiştikten sonra ağrılarının arttığını söylemektedirler.
Hava şartlarındaki değişiklikler de farklıdır. Kimi hava basıncı, kimi sıcaklık kimi de nem miktarındaki değişiklikten, kimi artıştan kimi de azalmadan şikayetçidir. Bir kısmı değişiklikleri evin içinde hissettiklerini bir kısmı da açık havaya çıkınca ağrılarının arttığını söylemektedirler.
En çok şikayetçi olunan durum, hava basıncı düşerken nem oranının da beraber değişmesi yani yağmur gelmeden önce olan değişikliktir. Hava şartları ile kemikler, eklem yerleri, buralardaki elemanlar ve sıvılar arasında bilimsel bir ilişki halen kurulamamıştır ama bunca hastanın şikayetini de göz ardı etmek mümkün değildir.
Sırları daha yeni çözülen ve çok geniş bir alanı kapsayan romatizma hastalığından muzdarip ve hava şartlarının ağrılarını arttırdığından şikayetçi olan hastalara, doktorların şimdilik önerdikleri tek bir tedavi yöntemi var. Havası daha kuru ve bol güneşli bir yere yerleşmek.
Yemek Borusu Kasılması
Yemek borusu çeperi üzerinde bulunan daire şeklindeki kas tellerinin kasılması. Yemek borusu kasılması normal olarak yemek borusu çeperinin daralmasına yol açar. Bunun sonucunda yemek borusu az ya da çok ölçüde daralır. Yemek borusu kasılması, çeşitli yemek borusu çeperi hastalıkları esnasında görülür.
Bu hastalıklardan başlıcaları kanser, ülser ve yemek borusu yangılanmasıdır. Bunun yanısıra kafa içi yaraları da yemek borusu kasılmasını meydana getiren başlıca sebeplerden biridir. Bağırsak kurdu hastalıklarına tutulan küçük çocuklarda da yemek borusu kasılmasına tesadüf edilmektedir.
Bunlardan başka bir de birincil, idyopatik ya da esas yemek borusu kasılması adı verilen bir kasılma vardır. Bu tür bir kasılma hiç bir hastalık haline bağlı değildir. Yemek borusu kasılmasının sebebi ne olursa olsun yemek borusu çeperlerinde meydana gelen spazm şeklindeki kasılma krizleri çoğu kez kısa bir süre devam eder.
Tedavi güzel avrat otu ile kasılmayı giderici etkileri olan ilaçlar yardımı ile sağlanır. Bu ilaçlar sayesinde yemek borusunda bulunan yuvarlak kas tellerinin gevşetilmesi ile kasılma krizi geçiştirilir. Bunun yanı sıra yemek borusu kasılmasına yol açan temel hastalığın (kanser, ülser, bağırsak kurtları, yemek borusu yangılanması) da tedavisi gerekir.
Yemek Borusu Yangılanması
Yemek borusu çeperlerinin iç kısmını örten mukozanın yangılanması. Yemek borusu yangılanması ivegen ya da süreğen bir biçimde olabilir. İvegen yemek borusu yangılanması çeşitli şekillerde kendini gösterir.
Nezle kökenli yemek borusu yangılanmasında mukoza kızarır, şişer, sümüksü madde ile kaplanır. Yemek borusu yangılanmasının bu türünde önemli rahatsızlıklar meydana gelmez. Bu tip bir yangılanma kimyasal, ısısal, mekanik bir takım etkenlerin bölgesel etkisi ile başgösterir. Bazen de tifo, çiçek, kızıl, kızamık gibi bulaşıcı hastalıklar esnasında patlak verir.
İrinli yemek borusu yangılanması kaza ile yutulan sivri cisimler ya da yanlışlıkla veya intihar maksadı ile vücuda alınan asit sülfirik, asit hidroklorik, sud kostik gibi yakıcı maddelerin yemek borusu çeperlerinde açtıkları yaralar sonucu meydana gelir. Mukozanın altında bir irin tabakası toplanır; bu irin yemek borusunu şiddetli bir şekilde sıkıştırır. Ateş yükselmesi görülür. Tedavide sülfamitlerden ve penisilinden yararlanılır.
Ülserli yemek borusu yangılanması yukarıda adı geçen yakıcı maddeler tarafından meydana gelen ağır zehirlenme hallerinde ortaya çıkar. Bazen de ülserleşmeler çok derin olurlar ve yemek borusu çeperi tamamen delinir.
Ülserli peptik yangılanma mide ağzı bölgesinin yukarısında mide ülserine benzer bir ülserin yerleşmesi sonucu oluşur. Nedeni mide ağzı yetmezliği yüzünden mide özünün mideden geri dönüşüdür.