Archive for Haziran, 2007
Bruksizm, uyku sırasında dişleri sıkmak, gıcırdatmak ve çeneyi kenetlemektir. Bu normal olmayan bir durumdur ve oldukça rahatsız edici bir ses ortaya çıkar. Uyku sırasındaki diş gıcırdatma o kadar sesli olur ki, kişi uyanıkken aynı sesi çıkaramaz. Çağımızın hastalığı olan stresin, diş gıcırdatmanın en önemli nedeni olduğu düşünülmektedir.
Read the rest of this entry »
Genellikle üç ile sekiz yaşları arasındaki çocukların çenelerinde görülen ve küçük, lenfii hücrelerden oluşan, kötü gelişen bir ur. İki yaşından önce ve sekiz yaşından sonra az görülür. Özellikle kız çocuklarında, daha çok karaciğer, yumurtalıklar, böbrek üstü bezleri ve böbrekler gibi organlarda bulunan çok sayıda urlar halinde ortaya çıkar. Bu durum, araştırıcıları, bu urun bir yerde oluşup yayılmadan çok, vücutta birçok organda aynı anda geliştiği inancına yöneltmiştir. Urun varlığı 1904′te Sir Albert Cook tarafından saptanmış, ancak bu konudaki çalışmaları yayımlanmadığından, ura 1958′de bu alanda ilk yayımı yapmış olan Deniş Burkitt’in adı verilmiştir.
Read the rest of this entry »
Carrion hastalığı Peru, Ekvador, Şili ve Kolombiya’da oldukça önemlidir. Ancak başka yerlerde görüldüğü bildirilmemiştir. Etkeni, Phlebotomus cinsi kum pireleriyle taşınan, riketsia benzeri bir bakteri olan Bartonella bacilliformis’tir. İki evre halinde görülür: Akut ateşli bir anemi (Oroya ateşi) ve nodüler bir deri döküntüsü (verruga peruana).
Read the rest of this entry »
Bartonella bacilliformis adlı mikroorganizmanın yol açtığı hastalık. Bu mikrop insanlara tatarcık böceğinin ısırması ile bulaşır ve başlangıçta yüksek ateş ve anemi (Oroya humması), sonra da deri döküntüleri (Verruga peruana) ile gelişen bir hastalığa yol açar.
Kuluçka devresi 21 gün kadar sürer. Güney Amerika’da sık görülen bu hastalık karaciğer ve dalakta şişme, kas ve eklem ağrıları, ateş ve kansızlığa yol açıp öldürücü olabilir. Ateşli devreyi vücudun yüzeyinde ve mukoza kaplı boşluklarında oluşan yumakların belirmesi izler. Bu durum birkaç ayda iyileşir.
Kulak, boğaz, burun uzmanlık dalı kapsamına giren burun hastalıkları, burun derisinin fazla alkollü içki kullananlarda görülen ve yağ bezlerinin büyümesi sonucu yer yer kabartılı bir görünüme yol açan rinofima hastalığından, burnun iç zarının yangılarına dek birçok hastalıkları ve bozuklukları kapsar.
Read the rest of this entry »
Çocuğun annesinin dölyatağı içindeki gelişimi sırasında, merkezi sinir sisteminin bir bölümünün gelişmemesi.
Anensefal olarak doğan çocuklar genellikle birkaç saatten fazla yaşayamazlar. Çok seyrek olarak, birkaç gün yaşamış olanlarına rastlanır. 1949′da yapılmış olan bir incelemede, sinir sistemlerindeki bir eksiklik nedeniyle ölü doğan 584 ve doğumundan kısa bir süre sonra ölen 260 çocuktan, ölü doğanların yüzde elli dokuzunda, doğumundan kısa bir süre sonra ölenlerin yüzde yetmiş beşinde anensefali bulunduğu görülmüştür. Ayrıca bu şekilde bir çocuk doğuran kadınların, bu doğumdan sonra doğacak çocuklarında bu tür bir bozukluk olması olasılığı fazladır.
Bağırsaklarda, dizanteri amibi (Entamoeba hystolytica) tarafından meydana getirilen bir hastalık. Genellikle, sağlık tedbirlerinin yeterli olmadığı tropikal ve subtropikal memleketlerde yaygındır. Hastalığı taşıyan bir insanın ya da bir böceğin dışkısıyla kirlenmiş suyla yıkanan sebzelerin yenmesi yoluyla bulaşır. Amipler çok kere vücuda sert, koruyucu bir kistle kaplı olarak alınırlar. Bu kistler bağırsaklarda eriyince amipler açığa çıkarlar.
Read the rest of this entry »
Vücudun çeşitli yerlerinde, özellikle karaciğer, dalak, böbrekler ve böbrek üstü bezlerinde balmumunu andıran, protein yapılı bir maddenin biriktiği bir hastalık. Gerçek nedeni kesinlikle bilinmemektedir. Ancak cüzzam, osteomiyelit adı verilen kemik yangılanmaları, frengi ve uzun süren romatizma kökenli eklem yangısının bir yan belirtisi olarak ortaya çıkar.
Read the rest of this entry »