Archive for Haziran, 2007
Bağırsak içinde bulunan maddelerin bağırsak kanalı boyunca ilerlemesini kısıtlayan ivegen (akut) ya da süreğen (kronik) durumlar. Çeşitli nedenler bağırsaklarda tıkanmaya yol açabilir. Bağırsağın bir bölümünün bir fıtık kesesinin içine girip sıkışması, bağırsağın bir bölümünün kendi ekseni etrafında dönmesi, bağırsağın bir bölümünün kanalındaki sert bir cisim ya da bağırsağa dışardan basınç yapan bir ur, bir yangı sonucu oluşmuş yapışıklık bu nedenlerin en yaygınlarıdır.
Read the rest of this entry »
Tifo gibi, bağırsak iç yüzeyinde yangıya ve giderek bağırsak duvarında incinmeye yol açan mikroplu hastalıklar. Çeşitli nedenlerle oluşan ülserler, bağırsak duvarındaki damarların aşınmasına ve sonuçta bağırsak boşluğuna kan dolmasına yol açabilir. Aniden ve hızla gerçekleşen bütün iç kanamalarda olduğu gibi, dolaşım sistemine ait belirtiler dikkati çeker.
Read the rest of this entry »
Bağırsak duvarında çeşitli nedenlerle bir delik açılması. Bağırsak içindeki sindirilmiş ya da yarı sindirilmiş besinlerin, sindirici maddeler bulunan sıvıların, bakterilerin karın içinde (periton boşluğunda) yayılmalarına yol açar.
Bağırsak delinmelerinin en olağan nedeni ülserlerdir. Bağırsağın damarlarının çeşitli nedenlerle tıkanması, bu damarlarla beslenen duvar bölümünün çürüyüp dökülmesi ve dışardan uygulanan darbeler de delinme sebepleri arasında yer alırlar. Körbağırsak takısı en çok apandisit adını alan yangı nedeniyle delinir.
Genellikle alkolün uzun süre kullanılması sonunda oluşan karaciğer sirozunun, dalağın büyümesine ve kansızlığa yol açması. Uzun süre alkol kullanılması dışında, süreğen karaciğer yangısı (kronik hepatit), safra sirozu ve hemokromatoz da karaciğer sirozuna yol açabilir.
Karaciğerde sirozun oluşması, bu organdan geçen damarların, özellikle sindirim borusundan karaciğere kan taşıyan kapı toplardamarı kollarının sıkıştırılması sonucunu doğurur. Bu damarlarda sıkışma sonunda da dalakta şişme ve genişleme, kapı toplardamarı ile ana toplardamar ağının ağızlaşma noktaları olan yutak alt bölümünde, rektum ve karın duvarında toplardamar şişkinliği dikkati çeker.
Read the rest of this entry »
Balantidium coli adlı asalak tarafından bağırsakta meydana getirilen bir hastalık. Hastalarda ileri derecede ishal; dışkıda kan ve mukus bulunması nedeniyle, bu hastalığa kirpikli asalak dizanterisi de denir. Yeni dışkılanmış sulu madde içinde görülebilen bu asalağın, domuzlardan insanlara geçtiği sanılmaktadır. Tedavi için tetrasiklinlerden yararlanılır.
İnsan vücudu birbirine tıpatıp benzeyen, iki yarıdan meydana gelmiştir. Vücudun herhangi bir yerinde bu eşitlik ya da bakışım bozulduğu zaman bakışımsızlık söz konusu olur. Bu durum, özellikle bir hastalığın saptanması sırasında önem taşır.
Örneğin bir yarısı öteki yarısından daha geniş olan bir göğüste bakışımsızlık, plevra yangısına ya da plevra boşluğunda hava toplanmasına işarettir. Yüzdeki bakışımsızlığı o kimsede suç işleme eğiliminin varlığına işaret, sayan kuramlar (Lombroso okulu) artık geçerli değildir. Tıp bilimi bugün suç işleme konusunu incelerken, biyolojik ve kalıtımsal verilerden yola çıkmakta, giderek bu eğilimi gerçek bir hastalık gibi değerlendirmektedir.
Sidikte bakteri bulunması. Bu durum sidik kesesinde, boşaltım yollarında ya da böbreklerde bir yangı bulunduğunu gösterir. Bakteriyüri bazen hastada şikayete yol açmayabilir. Ancak yine de gerekli antibiyotiklerin ya da başka mikrop öldürücü ilaçların kullanılması yoluyla tedaviye girişilmesi gerekir.
Sidik boşaltım yollarındaki bakterinin tanınması ve hangi antibiyotiğe karşı duyarlı olduğunun saptanması için, bazen sonda adı verilen özel tüpler sidik torbasına sokularak bir miktar idrar almak gerekir. Bu işlem kadında, sidik kanalı dış ağzı ile sidik torbası arasındaki yolun kısa olması nedeniyle, erkektekinden daha kolay ve ağrısız gerçekleştirilir.
Üriner sistem, böbrekler, ureterler, mesane ve uretradan oluşmuştur. Böbrekler, fasulye şeklinde organlar olup, kaburgaların hemen altında ve belkemiğinin her iki yanında yeralır. Bu organların asıl görevi, vücuttaki fazla suyu ve artık maddeleri idrar şeklinde dışarı atmaktır. Bu işlevi sonucunda, kandaki bazı dengeleri sabit şekilde tutmayı sağlarlar.
Böbrekle mesane arasında yeralan ve idrarı mesaneye taşıyan tüp şeklindeki organlara da “üreter” denir. Yaklaşık 22-25 cm uzunluğundadır. Mesane ise karnın alt kısmında yeralır ve idrarın depolanmasına yarar. Tıpkı bir balon gibi elastikliği sayesinde genişleyerek bu işlevini yerine getirir. Burada depolanan idrar, “uretra yolu” ile vücut dışına atılır.
Read the rest of this entry »